gastroenteroloji

Enteral ve parenteral beslenme

Beslenme, insanın hayatta kalabilmesi için temel bir gerekliliktir. Ancak bazı durumlarda, bireylerin normal yolla beslenmesi mümkün olmayabilir. Bu gibi durumlarda, enteral ve parenteral beslenme yöntemleri devreye girer. Bu yöntemlerde, besinleri ağız yoluyla almak yerine, damar yolu veya farklı yollarla beslenme sağlanır. Hangi yöntemin tercih edileceği, hastanın durumuna ve ihtiyaçlarına göre değişebilir.

Enteral beslenme nedir?

Enteral beslenme, bir tür tüple beslenme olarak da adlandırılan bir yöntemdir. Bu yöntem, gıdaların ağız yoluyla alınamadığı durumlarda doğrudan mideye veya ince bağırsağa iletilerek gerçekleştirilen bir beslenme türüdür. Normalde günlük yaşamda ağızdan alınan besinler, sindirim sistemi tarafından parçalanarak vücudun enerji ihtiyacını karşılar. Ancak bazı durumlarda, bireylerin ağızdan beslenmeleri mümkün olmayabilir. İşte bu noktada enteral beslenme yöntemi devreye girer ve besinler doğrudan sindirim sistemine yönlendirilerek günlük kalori ihtiyacının tamamı karşılanabilir. Bu yöntem, özellikle sindirim sistemi fonksiyonları çalışan kişilerde tercih edilir ve bir tüp aracılığıyla besinlerin mide veya ince bağırsaklara ulaştırılmasını sağlar.

Kimler enteral yoldan beslenir?

Enteral beslenme, ağız yoluyla yeterli beslenmenin mümkün olmadığı durumlarda tercih edilen bir yöntemdir. Enteral beslenmeye ihtiyaç duyan kişilerin sınırları belirli durumlarla sınırlı olmayıp, farklı koşullar altında da gerekebilir. Bunlar arasında şunlar yer alabilir:

  • Mekanik ventilasyon cihazına bağlı olan bireyler,
  • Komada olan hastalar,
  • Yutma güçlüğü yaşayanlar veya yutma refleksinin etkilendiği durumlar (örneğin Parkinson hastalığı, multipl skleroz gibi nörolojik rahatsızlıklar),
  • Kemoterapi veya sepsis gibi durumlarda ciddi kilo kaybı yaşayan hastalar,
  • Yemek borusu tümörü veya darlığı bulunan bireyler,
  • Demans (bunama) gibi nörolojik hastalıkları olanlar.

Bu koşullar altında, enteral beslenme, besin alımını sağlamak ve vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri temin etmek için tercih edilen bir yöntemdir. Her hasta durumu farklı olduğundan, enteral beslenmenin hangi durumlarda uygun olacağı, kişinin tıbbi gereksinimlerine ve sağlık durumuna bağlı olarak belirlenir. Uzman hekimler, hastanın özel ihtiyaçlarına uygun olarak en etkili beslenme yöntemini belirlemek için değerlendirme yaparlar.

Kimler enteral beslenme yapamaz?

Enteral beslenmenin uygulanamayacağı durumlar da bulunmaktadır. Bu durumlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Organlara yeterince kan gitmemesi durumu,
  • Mevcut mide veya bağırsak kanaması,
  • İnce veya kalın bağırsak tıkanıklığı,
  • Orta veya şiddetli emilim bozukluğu,
  • Bağırsak iç yüzeyinde iltihaplanmaya neden olan divertikülit,
  • İnce bağırsaktan sıvı sızmasına yol açan fistüller,
  • Erken evrelerdeki kısa bağırsak hastalığı.

Bununla birlikte, bazı özel durumlarda enteral beslenme tercih edilmez veya dikkatli bir şekilde uygulanır:

  • Akut böbrek hasarı olan hastalarda yüksek sodyum ve potasyum içeren enteral formüller tolere edilemeyebilir. Bu durumda, normal enteral içeriğin yerine düşük potasyum ve sodyum içerikli formüller kullanılabilir.
  • Akut karaciğer yetmezliğinde, kan pıhtılaşmasını sağlayan faktörler bozulabilir. Bu durumda, kanın pıhtılaşmasını sağlayan ürünler eksik olduğunda enteral beslenme uygun olmayabilir.
  • Karın ameliyatı geçiren kişilerde, ameliyat sonrası yara iyileşmesinde gecikmeler yaşanabilir. Bu durumda, enteral beslenme kullanımı yan etkilere neden olabilir.
  • Akut akciğer hasarı durumunda, enteral beslenmenin içeriği özel olarak düzenlenerek omega-3 ve antioksidanlar gibi maddeler açısından zenginleştirilebilir.

Bu durumlar, enteral beslenmenin kullanılmasını zorlaştırabilir veya belirli değişiklikler gerektirebilir. Bu nedenle, her hasta için beslenme planı ve enteral beslenme uygulanabilirliği, bireyin tıbbi durumu ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Uzman sağlık personeli, hastanın özel durumlarına en uygun beslenme planını oluşturmak için değerlendirme yapar.

Enteral beslenme tüpü çeşitleri nelerdir?

Enteral beslenme için kullanılan tüpler çeşitli tiplerde olabilir ve bunlar hastanın ihtiyaçlarına ve sağlık durumuna göre seçilir. Bazı yaygın enteral beslenme tüpü çeşitleri şunlardır:

  • Nazogastrik tüp: Burundan yerleştirilen ve mideye uzanan bir tüptür. Reflü problemi olmayan hastalarda kullanılabilir. Ancak yutma güçlüğü çeken kişilerde kullanımı riskli olabilir.
  • Nazoduodenal ve nazojejunal tüp: Bu tüpler, ucu ince bağırsağın farklı bölgelerine yerleştirilmek üzere tasarlanmıştır. Nazoduodenal tüp ince bağırsağın başlangıç kısmına, nazojejunal tüp ise ince bağırsağın ortasına yerleştirilir.
  • Gastrostomi tüpü: Karın duvarından mideye yerleştirilen bir tüptür. Genellikle uzun süreli enteral beslenme gerektiren durumlarda kullanılır.
  • Jejunostomi tüpü: Karın duvarından ince bağırsağın orta kısmına yerleştirilen bir tüptür. Beslenme ihtiyacı uzun süreli olan hastalarda tercih edilir.

Enteral beslenme tüpleri, genellikle silikon veya poliüretan gibi malzemelerden yapılır ve farklı çaplarda olabilir. Tüp çapları, hastanın gereksinimlerine ve toleransına bağlı olarak değişebilir. Hangi tüpün kullanılacağı, hastanın sağlık durumu ve beslenme ihtiyacına göre belirlenir. Uzman sağlık personeli, hastanın özel durumuna uygun olan türü seçer ve tüpün takılması ve kullanımı konusunda yönlendirme yapar.

Enteral beslenme avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Enteral beslenmenin bir dizi avantajı ve dezavantajı vardır. Bu yöntemin bazı avantajları ve dezavantajları:

Avantajları:

  • Besin ihtiyacını karşılamak: Enteral beslenme, vücudun günlük besin ihtiyacını karşılamak için kullanılır. Protein, vitamin, mineral gibi besin maddelerinin alımını sağlayarak vücudun beslenme gereksinimlerini karşılar.
  • Bağırsak sağlığını destekler: Bağırsakları çalışır durumda tutar ve bağırsak florasını koruyarak sindirim sistemini destekler. Bu da genel bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Uygulama kolaylığı: Uygun bir şekilde yapıldığında, enteral beslenme genellikle hasta tarafından tolere edilebilir ve yönetilebilir bir süreçtir.

Dezavantajları:

  • Aspirasyon riski: Besin maddelerinin solunum yollarına kaçma riski vardır. Bu durum özellikle tüpün yanlış yerleştirilmesi veya hastanın pozisyonunun uygun olmaması durumunda ortaya çıkabilir.
  • Mide toleransı: Bazı hastaların mide, özellikle beslenme tüpleri aracılığıyla alınan besinleri tolere etmekte zorlanabilir. Bu durum mide bulantısı, kusma gibi semptomlara yol açabilir.
  • Stres ve rahatsızlık: Enteral tüp, ağız yoluyla yutularak takıldığı için bazı hastalarda stres ve rahatsızlık hissi yaratabilir.

Enteral beslenme, hastanın sağlık durumuna, tıbbi gereksinimlerine ve tolere edilebilirliğine bağlı olarak değerlendirilmesi gereken bir yöntemdir. Her hasta için avantajları ve dezavantajları göz önünde bulundurularak özel bir durum değerlendirmesi yapılmalıdır. Bu nedenle, enteral beslenme uygulanırken hastanın durumu yakından takip edilmeli ve gerektiğinde değişiklikler yapılmalıdır.

Enteral beslenme sırasında gelişebilecek yan etkiler nelerdir?

  • Tüp yerleştirme problemleri: Enteral tüpün doğru bir şekilde yerleştirilememesi veya tıkanması gibi sorunlar, beslenme sürecini etkileyebilir. Bu durumlar tüpün yeniden yerleştirilmesini veya bakımını gerektirebilir.
  • Tüp sorunları: Tüpün yerinden çıkması, kırılması, sızdırması veya tıkanması gibi teknik sorunlar yaşanabilir. Bu durumlar beslenme sürecini aksatabilir ve müdahale gerektirebilir.
  • Bağırsak sorunları: Enteral beslenme ile bağırsak tıkanıklığı veya irritasyon gibi problemler gelişebilir.
  • Enfeksiyon riski: Tüpün yerleştiği bölgede enfeksiyon gelişebilir. Bu durum enfeksiyonun yayılmasına ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
  • Solunum yolu enfeksiyonları: Beslenme sırasında oluşabilecek aspirasyonlar (besinlerin solunum yollarına kaçması) akciğer enfeksiyonlarına yol açabilir.
  • Diğer enfeksiyonlar: Tüpün ağız veya burun bölgesinde enfeksiyonlara sebep olabilir.
  • Gastrointestinal rahatsızlıklar: Enteral beslenme ile ilişkili mide bulantısı, kusma, ishal, kabızlık gibi sindirim sistemi rahatsızlıkları ortaya çıkabilir.
  • Reflü ve geri kaçma: Besinin mideden geriye kaçması, ağız içinde tat bozukluğu veya rahatsızlık hissi yaratabilir.

Yukarıdaki yan etkiler, enteral beslenme sürecinde ortaya çıkabilen olası durumlardır. Her hasta farklı olabileceğinden, yan etkilerin görülme sıklığı ve ciddiyeti bireyden bireye değişebilir. Bu nedenle, enteral beslenme süreci, uzman sağlık personeli tarafından yakından izlenmeli ve gerekirse tedavi edilmelidir. Hasta ve bakıcıları, olası yan etkiler konusunda bilinçli olmalı ve sağlık uzmanlarına danışmalıdır.

Enteral beslenmede dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?

  • Tüp seçimi ve yerleştirme: Tüpün doğru kalınlık ve uzunlukta olması önemlidir. Tüpün uygun şekilde yerleştirilmesi ve doğru konumda olması, beslenme sürecinin etkin ve güvenli olmasını sağlar.
  • Beslenme sıvısının seçimi: Hastanın ihtiyaçlarına uygun olan beslenme sıvısının seçilmesi büyük önem taşır. Besin içeriği, hastanın beslenme gereksinimlerini karşılayacak şekilde ayarlanmalıdır.
  • Beslenme hızı ve sıklığı: Beslenme hızı ve sıklığı, hastanın toleransına ve ihtiyacına bağlı olarak ayarlanmalıdır. Günlük enerji gereksinimine göre beslenme hızı ayarlanarak uygun miktarda besin alımı sağlanmalıdır.
  • Hasta takibi ve izleme: Enteral beslenme sırasında hastanın durumu düzenli olarak izlenmeli ve takip edilmelidir. Herhangi bir olumsuz reaksiyon veya yan etki varsa hemen sağlık profesyoneline bildirilmelidir.
  • Hijyen ve bakım: Tüp bakımı hijyenik bir şekilde yapılmalıdır. Beslenme ekipmanları ve tüplerin temizliği düzenli olarak sağlanmalıdır.
  • Sıvı ve elektrolit dengesi: Hasta, yeterli miktarda sıvı ve elektrolit alımını sağlamalıdır. Özellikle enteral beslenme sürecinde sıvı alımı izlenmeli ve gerektiğinde ek sıvı desteği sağlanmalıdır.
  • Sağlık ekibi ile iletişim: Hasta ve bakıcılar, beslenme sürecinde sağlık ekibi ile düzenli iletişim halinde olmalıdır. Sorular, endişeler veya herhangi bir değişiklik durumunda sağlık uzmanlarına danışılmalıdır.

Enteral beslenme süreci, hastanın özel ihtiyaçlarına göre yönetilmelidir. Sağlık uzmanları, hasta durumunu değerlendirirken ve enteral beslenme sürecini belirlerken bu faktörleri göz önünde bulundurmalıdır. Hasta ve bakıcılar, beslenme sürecinde gereken dikkati göstermeli ve sağlık ekibiyle işbirliği içinde olmalıdır.

Parenteral beslenme nedir?

Parenteral beslenme, sindirim sistemi dışından, genellikle damar yoluyla beslenmeyi ifade eder. Bu beslenme yöntemi, sindirim sistemine doğrudan besin alımı sağlamak yerine, besinlerin doğrudan dolaşım sistemine verilmesini içerir. Enteral beslenme mümkün olmadığında veya uygun olmadığında, parenteral beslenme tercih edilir.

Parenteral beslenme, sindirim sistemi işlevsiz olduğunda veya sindirim sistemi besinleri ememe yeteneğini kaybettiğinde kullanılır. Örneğin, ciddi bağırsak tıkanıklıkları, sindirim sistemi cerrahisi sonrası iyileşme süreci, şiddetli yanık vakaları veya bazı sindirim sistemi hastalıkları gibi durumlarda tercih edilebilir.

Bu beslenme yöntemi, besinlerin sıvı formda hazırlanarak damar yoluyla hastaya verilmesini içerir. Genellikle amino asitler, glikoz, yağlar, vitaminler, mineraller gibi besin maddeleri, intravenöz (damar yoluyla) yoldan hastaya verilir. Bu şekilde vücut, besin maddelerini sindirim sistemini kullanmadan doğrudan dolaşım sistemine alır.

Parenteral beslenme, enteral beslenme mümkün olmadığında veya hasta durumuna uygun olduğunda kullanılır. Ancak bu beslenme yöntemi özel eğitim ve uzmanlık gerektirir ve dikkatlice izlenmelidir, çünkü bazı komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle, uzmanlar tarafından yürütülmesi ve takibi önemlidir.

Kimler parenteral beslenmeye ihtiyaç duyar?

Parenteral beslenme, sindirim sistemi üzerinden beslenmenin mümkün olmadığı veya uygun olmadığı durumlarda gerekebilir. Bazı durumlarda parenteral beslenmeye ihtiyaç duyan kişiler şunlardır:

  • Ağız yoluyla beslenemeyen veya sindirim sistemine tüp yerleştirilmesi uygun olmayan bireyler: Bazı durumlarda, hastaların ağız yoluyla besinleri alması mümkün değildir ve enteral tüp yerleştirme işlemi de uygun olmayabilir. Bu durumda parenteral beslenme tercih edilebilir.
  • Yutma güçlüğü çeken hastalar: Yutma güçlüğü yaşayan ve normal besin alımını sağlayamayan kişilerde, parenteral beslenme düşünülebilir.
  • Yoğun kusma durumları: Bazı durumlarda yoğun kusma, sindirim sistemi üzerinden beslenmeyi zorlaştırabilir veya imkansız hale getirebilir. Bu gibi durumlarda parenteral beslenme gerekebilir.
  • Ciddi yanık vakaları: Şiddetli yanıklar sonucu sindirim sistemi işlevsiz hale gelebilir veya hastanın normal yolla beslenmesi mümkün olmayabilir. Bu durumlarda parenteral beslenme ihtiyaç duyulan besinleri temin etmek için kullanılabilir.
  • Şiddetli bağırsak tıkanıklıkları veya cerrahi müdahaleler sonrası: Belirli cerrahi işlemler veya bağırsak tıkanıklıkları sonucunda sindirim sistemi geçici olarak işlevsiz hale gelebilir. Bu gibi durumlarda hastanın beslenme ihtiyacını karşılamak için parenteral beslenme kullanılabilir.

Parenteral beslenme, bu gibi durumlarda hastanın beslenme ihtiyacını karşılamak için geçici veya uzun süreli olarak tercih edilebilir. Uzman hekimler, hastanın durumunu ve ihtiyaçlarını değerlendirerek hangi beslenme yönteminin en uygun olduğuna karar verirler.

Parenteral beslenme çeşitleri nelerdir?

  • Kısmi parenteral beslenme: Bu yöntemde, hastalar ağız yoluyla bazı miktarda gıda alabilir, ancak bu miktar hastanın ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde değildir. Bu durumda, eksik kalan besin maddelerini tamamlamak amacıyla parenteral beslenme kullanılır. Örneğin, hasta normal yolla bir miktar gıda alıyor ancak yetersiz olduğu için parenteral beslenmeye ihtiyaç duyuyor.
  • Total parenteral beslenme (TPN): Sindirim sistemi hiç kullanılamadığında veya yetersiz olduğunda kullanılan bir yöntemdir. Bu durumda, bireyin tüm besin ihtiyacı damar yoluyla (intravenöz olarak) sağlanır. TPN, hastanın temel enerji, protein, yağ, vitamin ve mineralleri almaya yönelik kapsamlı bir beslenme yöntemidir.
  • Merkezi parenteral beslenme: Bu yöntemde, besinler büyük bir ana toplardamar olan vena cava superior’a doğrudan verilir. Genellikle daha yüksek kalorili ve yoğun beslenme gerektiren durumlarda kullanılır. Bu yöntem, merkezi venöz kateter yoluyla beslenme sağlar.
  • Periferik parenteral beslenme: bu yöntemde, besinler küçük damarlar aracılığıyla, genellikle kol veya bacak gibi periferik bir bölgeye verilir. Daha sınırlı besin alımı gerektiren veya kısa süreli beslenme ihtiyacı olan bazı hastalarda kullanılabilir.

Parenteral beslenme yöntemi, hastanın durumuna, beslenme ihtiyacına ve kullanılacak yöntemin tıbbi gerekliliklerine bağlı olarak seçilir. Hangi yöntemin kullanılacağı, hastanın sağlık uzmanları tarafından dikkatlice değerlendirilir ve belirlenir. Bu yöntemlerin uygulanması ve takibi, uzman sağlık ekibi tarafından gerçekleştirilir.

Parenteral beslenmenin sağladığı faydalar

  • Sindirim sistemi iyileşmesine fırsat verir: Sindirim sistemi hastalığı, yaralanması veya cerrahisi sonrası, sindirim sistemi dinlenmeye alınabilir ve iyileşme sürecine destek olabilir. Bu süreçte, hastanın beslenme ihtiyacı parenteral beslenme ile karşılanabilir.
  • Yetersiz beslenme durumlarında destek sağlar: Bazı hastalar, ağız yoluyla yeterli beslenmeyi alamazlar veya sindirim sistemi problemleri nedeniyle yeterli besin alımını sağlayamazlar. Parenteral beslenme bu durumlarda hastanın beslenme ihtiyacını karşılayabilir.
  • Prematüre bebeklerde hayat kurtarıcıdır: Prematüre doğan bebeklerin sindirim sistemleri tam olarak gelişmediği için, bazen parenteral beslenme yaşamsal önem taşır. Bu bebeklerin büyümesi ve gelişmesi için gerekli besinleri doğrudan dolaşım sistemlerine vermek gerekebilir.
  • Klinik durumun iyileşmesine destek olur: Bazı hastalıklar veya klinik durumlar, sindirim sistemi üzerinden yeterli beslenme alımını engelleyebilir. Bu gibi durumlarda parenteral beslenme, hastanın iyileşme sürecine destek olarak genel sağlık durumunu düzeltebilir.

Parenteral beslenme, hastaların besin ihtiyaçlarını doğrudan dolaşım sistemlerine vererek sindirim sistemini atlayarak sağlar. Bu yöntem, özellikle sindirim sistemine erişimin olmadığı veya kullanılmasının mümkün olmadığı durumlarda, hastanın beslenme ihtiyacını karşılamak için hayati önem taşıyabilir. Bu nedenle, özellikle belirli hastalık veya durumlar için gereklilik arz eden bir tedavi ve destek yöntemidir.

Parenteral beslenmenin riskleri ve yan etkileri var mı?

Evet, parenteral beslenme yöntemi beraberinde bazı riskler ve potansiyel yan etkiler getirebilir. Bunlar şunlar olabilir:

  • Enfeksiyon riski: Parenteral beslenme için kullanılan kateterlerin enfeksiyon kapma riski vardır. Bu enfeksiyonlar, genellikle damar yolu enfeksiyonu olarak ortaya çıkar ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
  • Elektrolit dengesizlikleri: Parenteral beslenme sırasında elektrolit dengesizlikleri oluşabilir. Özellikle yüksek veya düşük kan şeker seviyeleri bu duruma örnek olarak verilebilir.
  • Karaciğer sorunları: Uzun süreli parenteral beslenme, karaciğer fonksiyonlarını etkileyebilir ve karaciğer hasarına neden olabilir.
  • Sindirim sistemi sorunları: Sindirim sistemi normal yolla beslenme almadığı için mide iç yüzeyinde mukozanın incelmesi gibi sorunlar gelişebilir.
  • Vitamin ve mineral eksiklikleri: Uzun süreli parenteral beslenme, vitamin ve mineral eksikliklerine neden olabilir. Bu durumda, vücut belirli vitamin veya mineralleri yeterince alamaz ve buna bağlı olarak çeşitli sağlık sorunları gelişebilir.
  • Metabolik sorunlar: Parenteral beslenme, metabolik sorunlara neden olabilir. Bu durumda vücudun normal besin alımını sindirim sisteminden alamaması metabolik dengesizliklere yol açabilir.

Enteral ve parenteral beslenme arasındaki farklar nelerdir?

Enteral ve Parenteral beslenme yöntemleri arasındaki temel farklar şunlardır:

Besin alım yolu:

  • Enteral beslenme: Sindirim sistemi kullanılarak gerçekleşir. Besinler ağızdan alınıp mide veya bağırsaklara doğrudan verilir.
  • Parenteral beslenme: Sindirim sistemini atlayarak, besinler direkt olarak damar yoluyla (intravenöz yolla) dolaşım sistemine verilir.

Beslenme yolu:

  • Enteral beslenme: Genellikle tüp aracılığıyla gerçekleştirilir. Mide, ince bağırsak veya bazen doğrudan mideye veya bağırsağa yerleştirilen tüpler vasıtasıyla besinler verilir.
  • Parenteral beslenme: Kateter veya damar yolundan besinler doğrudan dolaşım sistemine verilir.

Risk seviyesi:

  • Enteral beslenme: Genellikle daha az risklidir. Normal sindirim sürecini kullanır ve doğrudan sindirim sistemine besinler verildiği için enfeksiyon riski daha düşüktür.
  • Parenteral beslenme: Damar yolu kullanıldığından, enfeksiyon riski daha yüksektir. Ayrıca, metabolik dengesizlikler, elektrolit bozuklukları ve uzun süreli kullanımında karaciğer ve diğer organlarda sorunlar oluşabilir.

Uygulama alanı ve durumlar:

  • Enteral beslenme: Hasta sindirim sistemini kullanabiliyorsa ve belirli durumlar dışında ağızdan beslenme alamıyorsa tercih edilir.
  • Parenteral beslenme: Sindirim sistemi kullanılamadığında veya yeterli beslenmenin mümkün olmadığı durumlarda, özellikle enteral beslenme mümkün değilse veya uygun değilse kullanılır.

Beslenme içeriği:

  • Enteral beslenme: Besinler doğrudan sindirim sistemine verildiği için normal besinlerin sindirilmesi ve emilimi gerçekleşir.
  • Parenteral beslenme: Özel bir beslenme solüsyonu veya karışımı damar yoluyla verilir ve sindirim sistemini atlayarak emilir.

Bu farklar göz önüne alındığında, enteral ve parenteral beslenme, farklı durumlarda ve hastalıklarda kullanılan beslenme yöntemleridir. Hangi yöntemin kullanılacağı, hastanın durumuna, beslenme ihtiyacına ve tedavi gerekliliklerine göre belirlenir.

Kimler parenteral beslenmeye uygun değildir?

  • İyi bir sindirim sistemi fonksiyonu olanlar: Eğer hastanın sindirim sistemi normal şekilde işlev görüyorsa ve ağız yoluyla beslenme alabiliyorsa, genellikle parenteral beslenmeye ihtiyaç duyulmaz.
  • İnce bağırsak uzunluğu 8 cm’den az olan bebekler: İnce bağırsak uzunluğu 8 cm’den az olan bebeklerde enteral beslenme, sindirim sistemi uzunluğunu kullanarak besin alımını sağlamak için tercih edilebilir. Parenteral beslenme bu durumda uygun olmayabilir.
  • Ciddi kalp hastalıkları: Bazı ciddi kalp hastalıkları olan hastalarda, vücutta yüksek sıvı yüküne yol açabileceği için parenteral beslenme kullanılmayabilir. Kalp yetmezliği olan kişilerde bu durum özellikle dikkatle değerlendirilmelidir.

Parenteral beslenmenin kullanılıp kullanılmayacağı veya hangi durumlarda tercih edileceği, hastanın genel sağlık durumu, hastalığın özellikleri ve diğer tedavi seçenekleri dikkate alınarak belirlenir. Uzman hekimlerin detaylı bir değerlendirme yapması ve gerektiğinde diğer tedavi seçenekleri ile birlikte değerlendirilmesi önemlidir. Bu nedenle, bu tür durumlarda sağlık profesyonellerine danışmak ve uygun tedaviyi belirlemek için tıbbi uzmanlığa başvurmak önemlidir.

Yukarıya Kaydır
Canlı Yardım
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Magnet Hastanesi
Merhaba
Bu gün size nasıl yardımcı olabiliriz?